Makale Adı : SUNUŞ-SAMSUN SELE TESLİM.

Resim

 

 

e-mail;sadisubasi@denizeczaneoptik.com

SUNUŞ SAMSUN SELE TESLİM OLDU. Samsun geçen hafta sonu sele teslim oldu. Deprem sonrasını andıran görüntülerin yaygın TV’lerde gösterilmesi üzerine Samsun dışında ki dost ve akrabalarımız paniğe kapıldı. Olayın en sevindirici yanı tek can kaybıyla bu felaketi atlatmamızdır. Tüm Samsunlulara ve işyerleri mahvolan tüccar ve esnafımıza geçmiş olsun diyorum. Tam da Samsun’un kent görünümünün güzelleştiğinin sıkça söylendiği bir sırada yaşanan sel felaketi, bir kente Büyükşehir demekle Büyükşehir olunamayacağı gerçeğini çok acı bir şekilde gösterdi. Böylesine korkunç bir doğa felaketini 50 yılık yaşamımda yaşamadım. Böylesine bir yağmura da ilk kez şahit oldum. Bu şiddette bir yağmur hangi kentte yağarsa yağsın mutlaka büyük hasara yol açardı. Ancak hasarın boyutları alt yapısı sağlam bir kentte böylesine yıkıcı olmazdı. O nedenle böyle bir günde, eleştiri yapmak hakkını kendimde görmüyorum. Ancak göz göre göre yapılan yanlışlar için uyarı yapan meslek kuruluşlarını takmayan anlayışa da isyan etmemek mümkün değil. Örneğin, Samsunlular için çok büyük önemi olan tarihi Mecidiyesi Caddesini yok eden, abartılı üst geçit yapılırken Mimarlar Odası Başkanı Sayın Sacit Acar’ın yaptığı uyarıları hatırlıyorum. Bu geçidin hemen bitişiğinde ki Konak Sinemasının da bulunduğu pasajın altında elektronik malzeme ticareti yapan bir mühendis komşumun o günkü uyarılarını bugün çok daha iyi anlıyorum. Geçit için orada ki alt yapı sökülmüş ve ortaya çıkan yeraltı sularını taşıyan çok geniş borular atılarak yerine dar borular döşenmişti. Başına gelecekleri o günden gören bu esnaf arkadaşım ilgileri çok uyardı ama bir türlü derdini kimseye anlatamadı. Son selde pasajdaki işyerleri 1,5 metre yükseklikte suyun altında kaldı. Konak çarşısı esnafı perişan oldu. O geçit ise bom boş dükkânları ve Mecidiye Caddesini yok eden görüntüsü ile adeta yapılan yanlışı haykırmaya devam ediyor. Önü deniz olan bir kentin sel altında kalması tam bir belediyecilik faciasıdır. Bu yanlışlar ne bugünün, ne de dünün yanlışlarıdır. Samsun’un ilk planını yapanlar her şeyi hesap ederek çok güzel bir yerleşim planı yapmışlardır. Yapılan ilk planda kentin en üstteki mahallesinden başlayan caddeler sahilde denize kadar ulaşıyordu. Kentin önünü kesen hiçbir engel yoktu. Son 30 yılda bu kenti yönetenlerin yaptığı yanlışlar sonucu, Samsun’un ön cephesi sıra dağlar gibi binalarla kaplandı. Limanın yarattığı sorunlara bir de yerel yönetimlerin bu tür felaketleri hesaba katmadan yaptıkları yetersiz drenaj çalışmaları eklenince, bırakın böyle bir sağanağı, şiddetli bir yağmur da dahi Atatürk bulvarı ve Cumhuriyet Caddesinde trafik felç oluyordu. Bunları bir uyarı olarak algılayamayan yönetimler, sorunları hep geçici yöntemlerde çözerken bu felakete de zemin hazırlamış oldular. Ağabali Caddesi ve Barış Bulvarı Samsun’un sel açısından bilinen en sorunlu yerleridir. Ne var ki, sıradan bir yağmurda dahi sorun yaşanan bu ana arterlere bu güne kadar kökten çözüm bulunamaması yerel yönetimlerimizin ayıbıdır. Belediyeler için yeraltı çalışmaları hiç de cazip değildir. Yapılan hizmetin değeri bilinmez. Hatta halk rahatsız olduğu için tepki dahi koyar. Ama bu tür felaketler kırk yılda bir olur, olunca da yıkımı büyük olur. Olan olmuştur. Şimdi yapılacak iş, başta Ağabali caddesi olmak üzere tüm hassas bölgeler için sorunu kökten çözecek projeler üretilmelidir. Bu arada bir konuya da değinmek istiyorum. Yerel yönetimler kent içi düzenlemelerinde halkın ve sivil toplum kuruluşlarının da görüşlerini almak gibi bir uygulamayı neden yapmazlar? Özellikle konuyla ilgisi olan meslek odaları ile yapılan projeleri tartışmak çağdaş belediyecilik anlayışı değil midir? Tüm belediye başkanlarımıza soruyorum; Yapacağınız projeleri konuyla ilgisi olan meslek odası ve sivil toplum kuruluşları ile paylaşmak sizlere zor mu geliyor? Veya bu tür paylaşımları yetki paylaşımı olarak mı görüyorsunuz? Bu kent hepimizin ise, neden sizleri yüceltecek bu tür paylaşımlardan kaçınıyorsunuz? Unutmayınız ki, er geç sizler bu görevleri bırakıp birer vatandaş olacaksınız ama, bugün dönüp yüzüne bakmadığınız o sivil toplum kuruluşları halkın çıkarları doğrultusun da tavır sergilemeyi sürdüreceklerdir. Etrafınızda ki her yaptığınızı onaylayan dar kadrolarla çalışmaya devam ederseniz, size oy verenlerin çıkarları doğrultusunda tavır sergilemek yerine, bağlı olduğunuz siyasi otoriteye boyun eğerseniz, sizi oralara getiren Samsunlunun çıkarlarına kim sahip çıkacak? Eğer Samsun’da ki bu yöneticilik anlayışı sürerse hiç kimsenin “ SAMSUN SAHİPSİZ” dendiğinde, kızma hakkı olmayacaktır. İyi haftalar.. 25 Ağustos 2007 SADİ SUBAŞI


Deniz Web 2010